Çocuklarla Özgür Yazılım | Windows’tan GNU’ya Geçiş

GNU Logosu
GNU Logosu

Kaç paraysa vereyim Windows anlat.

Dersine girdiğim 20 şube var. İlkokul 1. sınıftan ortaokul 7. sınıfa kadar. Haftada 1 saatten 20 ders. 10 hafta geçti. 200 ders. Ortalama 20 kişilik şubeler. 400 öğrenci.

400 öğrenci ile 200 saat ders işleyeceğim laboratuvarımdaki Windows işletim sistemini GNU ile değiştirmiştim ağustos ayında. Kabaca bir hesap yaparsak 400 * 200’den 80 bin saat Windows kullanımını engellemiş oldum. Tamam reklam etme bırak.

Amaçlarım Neydi?

  1. Zaten baktığı her köşede Windows gören öğrencilerimi, farklı bir işletim sisteminin varlığından haberdar etmek.
  2. Özgür yazılım felsefesini öğrencilerime anlatmak.
  3. Microsoft’un haksız rekabetini öğrencilerime fark ettirmek. Aldıkları her bilgisayarın, layığından 200-300 ₺ pahalı satıldığını söyleyince bir silkelendiler tabii.
  4. Bir işi yapmak için birden fazla yol olabileceğini bir kez daha göstermek.
  5. Laboratuvardaki cihazların güvenliğini sağlamak.

İzlediğim Yol

  1. Birçok eğitsel yazılım inceledim.
  2. Birçok GNU dağıtımı inceledim.
  3. Her ne kadar sevmesem de, arayüzünden ve desteğinden dolayı Linux Mint seçtim. Xfce masaüstü ile yola devam ettim. Elimdeki donanımdan dolayı 32-bit çalıştım.
  4. Yaklaşık 1 hafta boyunca öğretmen bilgisayarını kurdum. Yazılımlar ekledim. Ayarlar yaptım. Denemeler yaptım.
  5. 1 haftanın sonunda “bu cihaz tamam” dedikten sonra CloneZilla ile 24 cihaza imaj dağıttım.

Aldığım Tepkiler

  1. Her yerde Windows varken neden bu?
  2. Çocuklar Windows’ta oyun oynuyor. Neden bu?
  3. Sektörde hep Windows kullanılıyor. Neden bu? (Bak yine gülme tuttu :D)
  4. Kafaları karışacak. Neden bu?

Bu tepkileri ayırdım. Yukarıda dursun onlar. Aşağıdakilerle devam edelim.

  1. Çok iyi olmuş. Değişik bir şey görsünler. İstediklerini kullansınlar.
  2. Aaa bizim bir mühendis arkadaş var o da bunları kullanıyor. Daha iyiymiş.
  3. Harbi mi? Helal olsun.
  4. Neymiş? Ben de merak ettim.

Sonuç

Her zaman olduğu gibi bu yaptığımı da beğenenler oldu, beğenmeyenler oldu. Yargılayanlar, yadırgayanlar oldu. Tebrik edip teşekkür edenler oldu. Ancak benim için önemli olan, öğrencilerden aldığım geribildirimlerdi. Genel olarak performansın arttığından bahsettiler. Evet, ilkokul çocuğu bile “Windows’tan daha hızlı çalışıyor” dedi. Kullandığımız eğitsel yazılımlardan çok memnun kaldılar. Hiçbir kişi ya da kuruma bağlı olmadan dilediğimiz yazılımı kurduk, dilediğimiz güncellemeyi yaptık. Hâli hazırda yüklü gelen Python yorumlayıcısı ile betik bile yazdık.

GNU tarafında çalışan eğitsel yazılımlar ile ilgili bir yazı dizisi planlıyorum. Eğitimde özgür yazılım kullanımıyla ilgili elle tutulur bir şeyler ortaya koymak istiyorum. Kısıtlı zamanımda birilerine faydalı olacak bir şeyler yapabilirsem ne mutlu.

Yüksek ihtimalle bundan sonra vereceğim derslerde de GNU kullanmaya devam edeceğim. “Biz dersi iPad’lerden işliyoruz” derlerse de… Neyse büyük konuşmayalım 🙂

OpenWrt ile PirateBox Yapımı

Tamam da diğerlerinden farklı ne anlatacaksın?

Uzun bir aradan sonra tekrar yazıyorum. Umarım ortaya güzel bir şeyler çıkar. Bu yazıda amacım; OpenWrt temelli PirateBox yapım sürecimi sizlerle paylaşmak ve PirateBox yapma düşüncesi olanlara basit bir rehber hazırlamak. Başlamadan önce bazı kavramlardan bahsetmek lazım.

OpenWrt Nedir?

OpenWrt
Şey değil mi o ya, Mr. Robot?

OpenWrt özgürlüktür. Hem de kablosuz özgürlüktür.

OpenWrt, gömülü sistemler – özellikle de yönlendiriciler (router) – için bir GNU/Linux dağıtımıdır. Bu, sıradan bir firmware* değildir. Yönlendiricinize tek bir yazılım yüklemek yerine, paket yöneticisi sayesinde değiştirilebilen ve geliştirilebilen bir sistem istiyorsanız OpenWrt aradığınız şey olabilir.

OpenWrt: https://openwrt.org/

*Firmware: Donanımın yazılımı. Donanımın çalışabilmesi için ihtiyaç duyduğu temel komutlar. Müzik çalarınızda, cep telefonunuzda, klima kumandanızda, çamaşır makinenizde ve daha birçok cihazda firmware bulunur. Bir donanımın firmware’ini siler veya bozarsanız, cihaz çalışmaz hâle gelir. https://tr.wikipedia.org/wiki/Donan%C4%B1m_yaz%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1

Neden Böyle Bir Şeye İhtiyaç Duyayım?

Şimdi yakın zamanda taahhütünüz bitti. Modem hediyeli kampanyadan “faydalanıp(!)” 24 aya daha imza attınız değil mi? Cihazın üzerinde kocaman Türk Telekom, Superonline logoları. Cihazınızın markası – örnek veriyorum – AirTies, TP-Link falan ancak belli ki özel bir üretim. Size imzayı attıranlara özel hazırlanmış.

Kabloyu takıyorsunuz. Kurulum kendi kendine tamamlanıyor. O da ne? Ayarları istediğiniz gibi değiştiremiyorsunuz. Ney ney? Bir dakika! Kurulum otomatik mi oluyor? İyi de nasıl? Müşteri hizmetlerini arıyorsunuz, modeminize bağlanıp takır takır işlem yapıyor. Nasıl olur? O arkadaş giriyorsa bir başkası da giremez mi?

Backdoor: Arka kapı. Sistemlere erişebilmek için farkında olmadan veya kasten bırakılan yollar. Örneğin, satın aldığınız iPhone’larda yer alan backdoor sayesinde bütün Amerika ne halt ettiğinizi görebiliyor. Sen de hâlâ beni story’lerinden gizlemeye çalışıyorsun.

Kıymetli dostlarım. Para benim param, cihaz benim cihazım. Dolayısıyla yazılımın da benim olmasında hiçbir sakınca görmüyorum, hatta olmamasını mantıksız buluyorum. Ek olarak OpenWrt sayesinde;

  • Yönlendiricinizin güvenliğini arttırabilirsiniz.
  • Yönlendiricinize yeni özellikler kazandırabilirsiniz.
  • Yönlendiricinizde değiştirilmesine izin verilmeyen ayarları dilediğiniz gibi değiştirebilirsiniz.
  • Mahremiyetinizi arttırırsınız.

Ne demiştik? Firmware bu. Hata yaparsanız cihazınız çalışmayabilir. Hmm o zaman kurcalamayalım.

Ya arkadaş kork kork nereye kadar yeterin artık.

TP-Link MR3040 üzerine yüklediğim OpenWrt sayesinde, “ssh” üzerinden cihazıma rahatlıkla bağlanabiliyorum. Yeni paketler yükleyebiliyor, yapılandırma ayarlarını değiştirebiliyorum.

OpenWrt
OpenWrt

PirateBox Nedir?

PirateBox, cebinizde gezdireceğiniz bir ağ düğümüdür. Korsan radyo yayınlarına ithafen isimlendirilmiştir. Hı? https://piratebox.cc/

Normalde; iki cihaz arasında dosya paylaşmak, iletişime geçmek vs. için bu cihazların ortak bir ağda olması gerekmektedir. Bu; bir Bluetooth ağı olabileceği gibi, NFC gibi sistemler sayesinde kurulan bir ağ da olabilir. Ancak farkında olmadan deli gibi dâhil olmak istediğimiz ve üste para verdiğimiz bir ağ daha var, Internet.

Bir arkadaşınıza, çok afedersiniz, WhatsApp üzerinden bir mesaj gönderme gafletine düştüyseniz mesela; bu mesajın karşıya gidebilmesi için arkadaşınızda da sizde de Internet erişimi olmalıdır. Çünkü o şeyin sunucuları da Internet ağındadır.

Peki iki cihazın haberleşmesi için Internet şart mıdır? Hayır. Bizler kendi ağlarımızı kurarak da haberleşebiliriz. Yoklama alıyorum, CS’ci gençlik burada mı? Internet cafelerin bilgisayarlarında yerel ağ üzerinden komik videolar, küfürlü ses kayıtları dinledik mi? Masa 2’nin kurduğu Half-Life’a hepimiz bağlandık mı? Crossfire bitince, boot_camp başlayınca hemen çıkıp baştan kurmadık mı? İşte orada yaptığımız şey yerel bir ağ üzerinden haberleşmekti. Oradaki LAN da Local Area Network işte, yerel alan ağı.

*Meshnet: Bağlantı düğümlerinin doğrudan birbirine bağlandığı yerel ağ topolojisi. https://en.wikipedia.org/wiki/Meshnet

Yani Bu Durumda PirateBox..?

PirateBox, kendinize ait çevrimdışı bir ağ kurabilmenizi sağlar. Bu ağa bağlanan cihazlar birbirleriyle iletişime geçebilir, dosya paylaşabilir. Ancak Internet’e bağlı değilsinizdir. Kendi aranızda takılırsınız. İster kablolu, ister kablosuz bağlanabilirsiniz. Evinize gelen misafirinize Wi-Fi parolası veriyorsunuz ya, aynı şekilde PirateBox’ınıza da bağlanabilirler. Neden?

  • Tatildeyiz. Internet yok. Arkadaşlarla oyun oynayacağız. PirateBox’a bağlanıp oynayabiliriz. Hatta bunun için PirateBox’a bile gerek yok. Ortaya bir modem koyup açın, tamam. Tecrübeyle sabit.
  • Yan komşuyla mesajlaşmak istiyoruz. Dosya paylaşmak istiyoruz. Ancak bu işlemlerde Internet kotası gitmesin; hatta Internet’e hiç bağlanmayalım, para ödemeyelim istiyoruz. PirateBox kurarız ortaya, iki taraf da bağlanır.
  • Bir laboratuvardayız, konferanstayız, otobüsteyiz. Hiç fark etmez. Tüm herkese dağıtmak istediğimiz bir dosya, göndermek istediğimiz bir mesaj var. Bunu PirateBox ile yapabiliriz.
  • Yer altındayız. Gökyüzündeyiz. Kamptayız. Dağdayız. Denizdeyiz. Internet yok, telefon çekmiyor. Ancak PirateBox’ı da yanımızda götürüp kendi aramızda haberleşmeye devam edebiliriz.

PirateBox taşınabilir bir cihaz. Pille veya şebeke elektriğiyle çalışır. Pili bitince şarj edersiniz. Güneş pili, bisiklet dinamosu gibi yaratıcı yollarla şarj edenler de var. Yukarıda verdiğim durumlar ve aşağıda vereceğim örnekler güç tüketimi konusunu düşündürebilir. Açıklamak istedim.

PirateBox ile Neler Yapılabilir?

Cihazları birbiriyle haberleştirerek neler yapabilirsiniz?

  • PirateBox’ınıza Icecast kurabilirsiniz. Sonra bir flash bellek ile şarkıları atarsınız içine. Çantanızda radyo yayını taşırsınız.
  • OpenStreetMap indirirsiniz. PirateBox’a atarsınız. Çıkarsınız yola bisikletinizle, motorunuzla falan. Bütün ekip berabersiniz. 15-20 kişi gidiyorsunuz. Herkes sizin PirateBox’a bağlanır telefonundan. Herkesin elinde haritası hazır olur. Bende mobil veri yok, benim Internet yavaş, burada çekmiyor, eyvah ne olacağız demek yok. PirateBox’ın yakınında olan herkes PirateBox’a bağlanabilir. Hiçbir ücret ödemez.
  • Okulunuzun kütüphanesinden Internet’e çıkış istemiyorsunuz. Yalnızca kütüphanenin belirlediği kaynaklar incelenebilsin istiyorsunuz. Kütüphanenize PirateBox kurup bütün bilgisayarları oraya bağlayın. Zaten Internet’e çıkamazlar. Yerelde mutlu mutlu takılırsınız. Ayrıca bakınız: LibraryBox
  • Kendi web sitenizi PirateBox’a kurabilirsiniz. Bu sayede sitenizi çantanızda gezdirebilirsiniz. Internet üzerinden erişilemeyen, yalnızca yakınınızdaki cihazlar tarafından bağlanılabilen bir web sitesi oluşturabilirsiniz. “İyi de herkes giremeyecekse ne yapayım siteyi” demeyin. Web üzerinden çalıştırabileceğiniz ve cebinizde gezdirmek isteyeceğiniz birçok yazılım olabilir. Dikkat edin, Internet olmadan da çalışabiliyor. Internet’te zaten çalışır.

Daha neler yapıldı, yapılır. Örnekler çoğaltılabilir.

OpenWrt ve TP-Link MR3040 ile PirateBox Kurulumu

Bu bölümü PirateBox’ın kendi sitesinden zaten bulabilirsiniz. Benim tek katkım Türkçe yazmış olmaktır. Ayrıca, TP-Link MR3040 haricinde bir yönlendirici kullanacaksanız lütfen orijinal sayfayla kıyaslayarak gidin. Çünkü GLiNet yönlendirici ile ilgili verilen ufak notları yazmayacağım.

PirateBox geliştiricileri, kurulum işini epey kolaylaştırmışlar. Dolayısıyla onların sağladığı yazılımı ve onların önerdiği yönlendiricileri kullanırsanız 1 saat içerisinde işlem tamam. Diğer türlü, kendiniz biraz uğraşmak zorunda kalacaksınız.

Temelde yapacağımız iş basit. Var olan yönlendiricimizin içindeki yazılımı (firmware) değiştireceğiz. OpenWrt kuracağız. OpenWrt üzerine de PirateBox kuracağız. Bunun için bize lazım olan şeyler:

  • TP-Link MR3020, TP-Link MR3040 veya harici antenli GLiNet yönlendirici. Ben TP-Link MR3040 aldım. Tam donanım listesi için: https://piratebox.cc/openwrt:hardware
  • FAT32, tek partition bir flash bellek. USB 3.0 olursa çok akım çekebilir. USB 2.0 altında olursa da yavaş kalır kilitlenme yapabilir demişler. Bildiğin bellek alacaksınız işte.
  • Ethernet kablosu. MR3040 içinden çıktı.
  • Ethernet kablosunu takabileceğiniz bir bilgisayar.
  • PirateBox yükleyicisi. Şu adresten temin edebilirsiniz. http://stable.openwrt.piratebox.de/auto/install_piratebox.zip
  • Özel bir OpenWrt sürümü. Şu adresten kendi modelinize uygun bir yazılım seçeceksiniz. http://stable.openwrt.piratebox.de/auto/ Mesela bende TP-Link MR3040 v2 var. Bu arada v1 ve v2 dışında başka modeller desteklenmiyormuş. Bu durumda benim temin ettiğim dosya şu isimde oluyor: openwrt-ar71xx-generic-tl-mr3040-v2-squashfs-factory.bin

Hazır mıyız?

PirateBox Kurulum Adımları

  1. Yönlendiriciniz kapalı olsun.
  2. “install_piratebox.zip” dosyasını arşivden çıkarın. “install” isimli dizini flash belleğinize atın. İçindekileri değil, direk install dizinini atın.
  3. Belleği yönlendiricinize takın. Açmayın!
  4. Yönlendirici üzerinde 3G/4G, WSP, AP gibi modlar göreceksiniz. 3G moduna alın. 3G/4G de olabilir. O civarlarda işte. Muhtemelen bir anahtar var – ki MR3040’ta vardı – ve o anahtarı kullanarak bu modu seçebilirsiniz.
  5. Yönlendiricinizi güç kaynağına bağlayın.
  6. Ethetnet kablosu aracılığıyla bilgisayarınıza bağlayın. IP çakışması yaşama ihtimalinizi bilemeyeceğim için, Wi-Fi bağlantınız varsa kesin.
  7. Yönlendiricinizi açın.
  8. Bir web taracıyısı açın ve kullandığınız yönlendiriciye göre şu adreslerden birine gidin:
    • MR3020: http://192.168.0.254
    • MR3040: http://192.168.0.1
    • GLiNet: http://192.168.8.1
  9. Varsayılan kullanıcı adınızı ve parolanızı girin. Cihazınızın kutusunda, kitapçığında yazıyor olabilir. Web’te arayarak bulabilirsiniz. Ya da benim gibi admin & admin yazıp girebilirsiniz.
  10. Sistem Araçları (System Tools) > Firmware Upgrade (Türkçesini hatırlayamıyorum, yazılım yükseltme falan demiş olabilirler) linklerine tıklayın. “Gözat” diyerek önceki adımlarda indirdiğiniz “*.bin” uzantılı dosyayı seçin ve “Yükselt, Yükle” artık ne yazıyorsa ona tıklayın.
  11. 45 dakikaya kadar zaman tanıyın. Cihazın ışıkları söner, yanar. Cihaz birkaç kez yeniden başlayabilir. Işıklar tamamen sönebilir. Yanık kalabilir. Bekleyin, sabırlı olun. En az 15-20 dakika geçsin. Sonrasında ışıkları sürekli takip edin. En ufak bir hareket görürseniz beklemeye devam edin. Dakikalarca hareketsiz kalırsa eğer, yükleme tamamlandı diyebiliriz. Ayrıca, bu yükleme işlemine başlarken girdiğiniz yönetim paneline bağlantınız kesilecektir. Bu çok normaldir. Tekrar girmeye çalışmayınız. Bu çabanız işleri berbat edebilir.
  12. Kurduk bitti diyorsanız şayet, GNU/Linux sistemlerde terminali açın ve şu komutu yazın:

    telnet 192.168.1.1

  13. Windows (tövbe) cihazlarda ise PuTTY kullanarak aynı komutu yazabilirsiniz. telnet kullanıyoruz ilk adımda, ssh değil.
  14. Sonrasında çıktılar sizi yönlendirecek. root parolası belirleyeceksiniz. Tarih & saat ayarları yapacaksınız. Buraları size paslıyorum artık. Sorularınız olursa yardımcı olmaya çalışırım.
OpenWrt Android
CyanogenMod ROM’lu Android cihazımdan Terminal Emulator kullanarak kurduğum bağlantı.
PirateBox index
PirateBox giriş sayfası (Mobil)
PirateBox Sohbet
PirateBox Sohbet
PirateBox Dosya Paylaşımı
PirateBox Dosya Paylaşımı

Şimdilik burada noktalıyorum. İlerleyen zamanlarda farklı şeyler deneyebilirim. PirateBox yapmak için OpenWrt kullanmak zorunda değilsiniz. Raspberry Pi veya sıradan bir Android cihaz da kullanabilirsiniz. Aklınızda olsun 😉

GNU/Linux Yaz Kampı’na Katılmak İsteyenlere Öneriler

Bu yıl ilk kez katıldığım GNU/Linux Yaz Kampı ile ilgili genel düşüncelerimi şu yazımda paylaşmıştım. Bu kez, kampa gelmeyi aklına koymuş arkadaşlar için rehber niteliğinde olmasını umduğum bir yazı hazırlıyorum.

Linux Yaz Kampı 2017

0 – Nereden Başlıyoruz?

Kamp, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde yapılır. Yer, tarih, açılacak kurslar, eğitmenler, etkinlikler gibi aklınıza gelebilecek her türlü konuda kampın web sitesi size yardımcı olacaktır.

Kamp tarihleri ile birlikte duyurulan başvuru tarih aralığında, belirtilen form üzerinden başvurunuzu yapabilirsiniz. Başvuru ile ilgili dikkat etmeniz gereken bazı konular var. Aklıma gelenleri aşağıda paylaşıyorum:

  • Başvuru yapmadan önce Sıkça Sorulan Sorular sayfasını okuduğunuzdan emin olun. Sınav yapıyorlar 😉
  • Başvuru yaparken bir profil doldurmanız istenecek. Samimi olun, dürüst olun. O profili doldurun.
  • “Aaa bu neymiş ki?”, “Şu işte kesin para vardır.”, “Olm çok iyi ya.” diyerek hiçbir kursa başvuru yapmayın. Kursun açıklamalarını, eğitmenlerini, ön gerekliliklerini dikkatlice inceleyin. Size uygun olduğundan emin olduktan sonra başvurun. Bu sayede hem siz üst düzeyde verim alırsınız, hem de eğitmenlere zorluk çıkarmamış olursunuz. Üstelik kontenjanı layığına bırakmış olursunuz.

  • Programlamaya yeni başlayan ya da gideceği kursla ilgili bilgisi olmayan adayların kursa alınması hâlinde önceden biraz çalışarak gitmelerinin kursun çok çok daha verimli geçmesini sağlayacağını düşünüyorum.
  • Sakın ola 15 günün sonunda o işin sertifikalı uzmanı olma hayalleriyle başvurmayın. Zaten sertifika değil, katılım belgesi alacaksınız.
  • Katılım belgesini almış olmak için başvurmayın.
  • Bir kursun birden fazla düzeyi varsa, aynı anda ikisine başvur… Saçma olurdu değil mi? Hem temel hem ileri düzey istiyorum hangisi olursa?!?
  • Bazı kurslar için bazı eğitmenler ön koşulların tespiti için sınav yapabilir. O sınavda başarısız olursanız kursa katılmaya hak kazanmış olsanız bile derslere alınmayabilirsiniz. Sınava çalışmanızı öneririm.

Başvurunuzu yaptıktan sonra e-postalarınızı düzenli olarak kontrol edin.

Not: Tamamı gönüllülük esasına dayalı bu organizasyonda çeşitli sebeplerle seçilmeyen kişiler olabiliyor. Başvuran herkesi kabul edecek bir kontenjan zaten yok. Burada, devreye bazı faktörler giriyor. Profiliniz bunlardan belki de en önemlisi. Web’deki varlığınız, başvuru tarihiniz gibi etmenler de önemli olabilir, bilemem. Ama lütfen, rica ediyorum, hatta yalvarıyorum. “Torpil mi var yiaa” diyerek bu insanların hevesini kırmayın. Kimsenin burnundan getirmeyin.

Kursa kabul edilmediyseniz bile, e-postalarınızı kontrol etmeye devam edin. Kursa katılamayacakların yerine seçilme ihtimaliniz hâlâ var.

1 – Kursa Başvurum Kabul Edildi

O zaman tebrikler. 10 numara bir yaz tatili kazandınız. Şimdi olaylar şu şekilde gelişecek:

  • E-postalarınızı kontrol etmeye devam edin. Sınav olur, eğitmen değişikliği olur, kurs iptali olur. Bunlar hep ihtimal. Mesela 2017 yılındaki etkinlikte başvuru formuyla ilgili gözden kaçan bir nokta, e-posta ile bildirildi ve herkesten başvurusunu güncellemesi istendi.
  • Kursun ön gerekliliklerini taşıdığınızdan bir kez daha emin olun. Eksikleriniz varsa tamamlayın.
  • Kurs için gerekli yazılımları ve/veya donanımları temin edin. Kurmanız gereken yazılımlar size bildirilecektir. Hatta bazı kurumlar için kurulum rehberleri gönderilecektir. Lütfen dikkate alın ve kursa hazır bir şekilde gelin.

2- Bolu’ya Ulaşım, Bolu’da Konaklama

Kampın yine Bolu’da olacağını varsayarak konuşuyorum. Otobüs biletinin sıkıntı olduğunu söyleyen kimseye denk gelmedim. Uçak için ise çevre illere (Ankara, İstanbul, Konya vs.) bilet bakabilirsiniz.

Kamp organizasyonu KYK ile anlaşıyor. Yurtlarda uygun fiyata konaklama imkânınız var. Zaten KYK öğrencisiyseniz kimliğinizi gösterip yurda yerleşebiliyorsunuz. Tüm bu bilgiler ve detayları, kamp organizasyonu tarafından size bildiriliyor.

3 – Geldik. Yurda Yerleşmek İstiyoruz

  • Hangi yurda yerleşeceğinizle ilgili bir e-posta alacaksınız. O yurt ile iletişime geçip ulaşım ile ilgili detaylı bilgileri alabilirsiniz.
  • Ben Abant Yurdu’nda kaldım. Otogarda indikten sonra “Cici Taksi” yönüne giden servislere bindim ve Cici Taksi’de indim. Kalabalığı takip edip yurda ulaştım. Önemli bir not. Bolu otogarında servisler ortak. Yani siz A firmasıyla geldiyseniz, ancak binmeniz gereken servis B firmasına aitse tereddüt etmeyin. Sorun ve binin.
  • Yurda gelirken yanınızda 1-2 vesikalık fotoğraf (benim hiç ihtiyacım olmadı), nüfus cüzdanı fotokopisi (ben çektirmemiştim, sıkıntı çıktı), zaten KYK öğrencisiyseniz bunu bildiren belge, öğrenci fiyatından faydalanmak istiyorsanız öğrenci kartınız/belgeniz olsun.
  • Organizasyon tarafından gönderilen kılavuzda belirtilmesine rağmen bir depozito krizi yaşandı. Yurdun belirlediği bir depozito ücreti var. 250 TL civarında. Çıkışınızı yaparken bir dilekçe doldurup “adınıza” açılmış banka hesabının IBAN numarasını veriyorsunuz. Depozitonuzu oraya geri yatırıyorlar. 1 hafta ile 1 ay arasında değişen sürede para yatıyor.
  • Yurt ücretini nakit veremezsiniz. Ziraat Bankası ATM’sinden (Abant Yurdu’na neredeyse 1 km uzaklıktaydı. Yurtta ATM vardır demeyin.) veya kredi kartı ile Internet’ten yatırmalısınız. ATM’yi unutun. Kredi kartıyla yatırın. Yurt yetkililerinin dediğine göre bir kredi kartıyla 30 kişinin ödemesi yapılmıyormuş. Siz zorlamayın. Kart yoksa ATM arayacaksınız. Yapacak bir şey yok.
  • Süreç esnasında personel size yeterince yardımcı oluyor. Form doldur, para yatır, depoya git, anahtar al, imza at…
  • Kamptan en az bir gün önce yurdunuza yerleşmiş olmanızı öneririm. Çok geç saatlere kalmayın. Saat 17:00’a kadar yerleşmiş olacak şekilde Bolu’ya ulaşırsanız kafanız rahat olur.
  • Yurt ücreti günlük 10 – 15 TL civarında. Sıcak su var. Internet şansınıza. Bazılarında var bazılarında yok. 144p zaten. Bazılarında oda 4 kişilik, bazılarında 8. Arkadaşlarınızda birlikte gidiyorsanız bunu en baştan belirtin. Aynı odaya yerleştirilebilirsiniz. Arkadaşlarınız yanınızda olmasa bile baştan belirtin. Aynı odada kalmak isteyen kişilere yardımcı olun. Yanılmıyorsam ilk yazıldığım odadan kendi isteğimle çıktım, hayır duayı kaptım.

4 – Yurtta Hayat

  • Yurttan yurda değişme ihtimali olmakla birlikte; kahvaltı ve akşam yemeği şansınız var. 5 TL civarına güzel yemek yersiniz. Öğlen de yemek vardır illa ki ama öğlenleri dersteyiz.
  • Kantin saat 23:00’e kadar falan açık. Ya da dışarıdan gelirken bir şeyler alabilirsiniz. Odanızda ufak bir buzdolabı olacak.
  • İçeriye bazı maddelerin girişi yasak. Alkolle falan yakalanırsanız şansınız yok. Hem yurttan hem kamptan gönderilirsiniz. Bu gibi davranışların, kampın adını kötüye çıkaracağını da unutmayın. Binbir zorlukla izinler alınıyor, organizasyon yapılıyor. Emekleri kaldırıp çöpe atmak doğru olmaz.
  • Benim yurdumda çamaşırhane vardı. Ancak deterjan, yumuşatıcı size ait. “Oradan alırım” demeyin. 12 saat kurstasınız. Yurda döndüğünüzde her taraf kapalı oluyor. Hazırlıklı gidin. Çamaşır makineleri gayet düzgün. Kullanma talimatları basit, takip edin. Kurutma makinesi sizi üzer dediler. Korktum elimi sürmedim. Odanın sağına soluna astım. 2 günde kuruyorlar. Çamaşırhane belirli bir saatte kapanıyor. Haftaiçi 23:00, haftasonu 21:00 olması lazım.
  • Yurt kimliğinizi kaybetmeyin. Kampta verilen yaka kartı sizi kurtarmayabilir.
  • Erkekler için son giriş 00:00 diye hatırlıyorum. Ben KYK öğrencisi değilim. Onun verdiği rahatlıkla bir iki denemem oldu. Neyse işte.

5 – Kampüse Ulaşım

Garantisini vermeyelim ancak yurtların önünden otobüs kalkıyor. Kartınızı okutup biniyorsunuz ve kampüse kadar gidiyorsunuz.

Eğer bu durum gerçekleşmezse Cici Taksi’ye çıkıp 15 numaralı otobüsle kampüse ulaşabilirsiniz. Yaka kartınız mutlaka yanınızda olsun. Kampüse girerken sıkıntı yaşayabilirsiniz.

Otobüs Abant Yurdu önünden 09:00’da hareket ediyor. 09:20 civarında kampüste oluyorsunuz. Otostop da çekebilirsiniz tabii ancak rekabet baya yüksek. Bir de E-5 üzerinden kaptırıp gelen aracı durmaya ikna etmek zor görünüyor.

6 – Dersler

Saat 09:30’da ders başlar. Öğlen 12:30’da ara verilir. 14:30’da tekrar başlar. 17:30’da ara verilir. 18:30’da son derse girersiniz. 21:30’da günü tamamlamış olursunuz. Bu süre zarfında sınıfın ve hocanın durumuna göre farklı aralar verilebilir. Bir iki gün için eğitimler 17:30’da bitirilebilir. Bir gün de tamamen tatildir. Saatler değişiklik gösterebilir. Organizasyonun size atacağı kılavuzu esas alınız.

Dersliklerde Internet erişimi için Eduroam kullanılır. Kendi telefonunuzu da kullanabilirsiniz. Priz sıkıntısı yok. Eğitime göre değişmekle beraber 20 – 30 kişilik sınıflar olduğunu düşünüyorum. Her sınıfı gidip görmedim. 20 kişinin altında sınıflar olduğuna eminim. 30’un üstü var mıdır bilmiyorum.

Derslerde dikkat etmenizi önereceğim bazı konular var:

  • “Biliyorum ya bunları” tribine girmeyin. Ben GNU/Linux Sistem Yönetimi 1. Düzey kursuna gittim. Derse gelen eğitmenlerden biri FSF’de, biri Canonical’da, biri Gentoo’daydı. Nereye biliyorum? Mümkün değil.

  • Eğitmenler sorularınıza mümkün olduğunca cevap vermeye çalışırlar. Siz konuyu dağıtmamaya özen gösterin. Çünkü eğitmenler “Tamam ya yeter hadi” demek istemezler size. Diğer arkadaşları da düşünerek konunun uzayacağını fark ettiğiniz anda kapatın ve arada konuşmayı teklif edin.
  • Ön hazırlıklarınız tamamlanmadıysa mutlaka belirtin, yardım isteyin. Tamamladıysanız başkalarına yardım edin.
  • Soru sorun.
  • Sorulan soruya cevap verin.
  • Telefonu kenara bırakın. Başvuranların 1/3’inin kabul edilebildiği bir organizasyonda en yüksek verimi alabilmek için çabalayın. Telefonunuza olan aşırı ilginiz, kurstan ayrılmak zorunda kalmanıza sebep olabilir.
  • Not tutun. Hocanızın “Şuna da bir bakın” dediği her şeye bakın. Hyper Text’in hakkını verin. Oradan oraya tıklaya tıklaya gezin, okuyun.
  • Bir öğretmen olarak ricamdır. Eğitmenlerin sizi tanıması mümkün değil. Siz kendinizi tanıyın. En az 12 yıldır okula giden profesyonel öğrencilersiniz. Nasıl öğrendiğinizi en iyi siz bilirsiniz. Tarzınızı gösterin. Not mu tutarsınız, soru mu sorarsınız… Hoca ile birlikte mi uygularsınız yoksa onun bitirmesini mi beklersiniz, bilemem. Kimse bilemez. Siz bileceksiniz bunu.
  • Eğitmene saygı çerçevesi içerisinde geribildirim vermeyi ihmal etmeyin. Anlamadıysanız, duyamadıysanız bunu belirtin. Konunun işlenme hızıyla ilgili bir sıkıntınız varsa belirtin. Sınıfın görüşünü alın. Oraya gelen hiç kimse zamanını boşa götürmek istemiyor. Herkes bir şeyler öğretmek ve öğrenmek için orada. Rahat olun.
  • Eğitmenler, bu zamana kadar karşınıza çıkan diğer eğitmenlerden farklı kişiliklere sahip olabilir. Çok normaldir. Bu zamana kadar farklı insanlar gördünüz. Buradaki herkeste bir “bilgisayarcı” kafası var. Hoş bir tabir olmadı ama demek istediğimi anladınız. Bu nedenle sorularınıza ve/veya cevaplarınıza verilen tepkiler sizi şaşırtabilir. Kızmayın, darılmayın, gücenmeyin. Hiçbir eğitmenin size karşı bir art niyeti yoktur.

7 – Kampüste Hayat

  • Kampüs canavar gibi. Yemyeşil. Esiyor. Yatın yuvarlanın bütün gün.
  • Yemekhane öğrenciler için 1.75 TL’ydi. Herhangi bir kurumda öğrenciyseniz kartınızı gösterip alabilirsiniz. İlk gün bize “Sadece Abant İzzet Baysal öğrencilerine geçerli” diyenler oldu. Yok öyle bir şey. Tartışmayın. Organizasyona bildirin. Zaten düzeliyor o kişi.
  • Kampüste Şok var. Ama çok sıra var. Bir şey alacaksınız genel araları beklemeyin. Kendi dersinizde ara verdiğinizde alın. Daha rahat olur.
  • “Aktivite Merkezi” adı verilen yerde masa oyunları, langırt vs. oynayabilirsiniz. Yemek yiyebileceğiniz bir iki yer var. Kahve standı var. Vakit geçirilir.

  • Yine kampüs içinde farklı mekanlar da var. Sizi gelip servisle alıyorlar falan. Ben hiç gitmedim. Gerek yok zaten birkaç saat dışarıdayım. Yedik içtik oturduk sindirdik sonra yine ders.
  • Gözlemeci var arkadaşlar. Sırf millet “Abi nasıl yemedin ya” demesin diye gidin bir kere de olsa yiyin. Öyle çok efsanevi bir şey değildi bence ama yenir, güzel.
  • Binalarda mescit var. Kampüste cami var.
  • Spor salonu ve yüzme havuzu mevcut. Girip takılabilirsiniz. Bana yorucu geldi. 2 hafta ara verdim. Sonrası kas hafızası 😉

8 – Ders Sonrası Hayat

Derslerden sonra saat 22:30 civarında Bolu Merkez’de olabilirsiniz. Farklı mekan seçenekleri mevcut. Organizasyona ve kendinize laf getirmeyecek işler yapın. Kimse size karışmıyor. Ancak belirlenmiş kurallara uymadığınız takdirde sıkıntı yaşarsınız. Daha da kötüsü, o sıkıntıları başkalarına da yaşatırsınız.

9 – Kalanlar.conf

Bunların haricinde Bolu’da yaşamın devamı için birkaç önerim var. Bu öneriler kişiseldir. Size uygun olmayabilir.

  • Dizi, film izleme işi yalan olur. Internet sıkıntısı riskini göze almayın. Arşivi alın, gelin.
  • Eskilerden 1 – 2 oyun kurun. Arasıra takılırsınız. Online oyunlarla çok vakit geçirdikten sonra firewall cihazınıza tokadı yapıştırabiliyor.
  • Kitap getirin.
  • Çok eşya getirmeyin. Akıllı seçimler yapın. Yeterince eşya getirdiğinizden emin olun. Esiyor diyorlar. Hırkayı unutmayın.
  • Deterjan, yumuşatıcı taşımak falan zor olabilir. Bolu’da marketten alabilirsiniz veya çamaşır yıkama topu mu ne varmış. Çamaşırlarla beraber atıyormuşsun falan. Bakın işte değişik seçeneklere.
  • Yurda gelirken tuvalet kağıdından sabuna kadar birçok şeyin yanınızda olması gerektiğini unutmayın. Kamptan bir gün önce gelerek bu sorunları çözebilirsiniz.
  • Bol bol su için. Sonra baş ağrısı yapıyor.
  • Nadiren de olsa ihtiyaç duyduğunuz bazı ilaçları yanınıza alın. Kas gevşetici, ağrı kesici, boğaz pastili vs.
  • Ayağınızı sıcak tutun.
  • Tanıdık bir çevreyle geldiyseniz dağılın. Ya da çevreyi genişletin. Yoksa veriminiz düşer.
  • Yalnız geldiyseniz yalnız dönmeyin. Kaptırın biraz kendinizi.
  • Oda arkadaşlarınızla iyi geçinin. Saygılı olun. Sizden daha büyük veya daha küçük olmaları bir şey değiştirmez. Benimkiler sağolsun bana abi derlerdi. Ona rağmen odaya geç geleceğimi haber verdiğim falan oldu.
  • Windows kullanıcısıysanız mutlaka bir Windows DVD’si veya USB stick yanınızda olsun. Çökmemesi gereken yerde çöküp sizi ağlatacak. Birçok arkadaşımız “Yeter la yeter” diyerek her şeyi kaldırıp çöpe attı ve GNU/Linux kurdu.
  • Cihazlarınızın bakımını yaparak gelin. Dosyalarınızı yedekleyin. Her şeyi rahatlıkla silebilecek şekilde gelin. “Benim cihaz sıcağa gelemez.” ya da “Çok ağırlaştı bi format lazım.” gibi durumlar varsa gereken önlemi alın.
  • Müzik, kulaklık, şarj aleti, yedek pil. Bunlar elzem aminoasitler gibidir. Yanınızda olsun.

GNU/Linux Yaz Kampı – İlk Denemem

Linux Yaz Kampı 2017, bu sene de Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde yapıldı. Benim açımdan efsane geçti. Epic experience event oldu. Bağımlılık yarattı.

Linux Yaz Kampı 2017

Kampa ilk kez katılan biri olarak aşırı fazla aidiyet hissettim. Normaldir. Sektör size “Aylarını harca. Kıytırık bir yazılımın kıytırık bir ucunu öğren. Bizim şirket dışında başka hiçbir yerde işine yaramayacak bu bilgiyle işe başvur.” der ve sizi almaz. Özgür Yazılım Topluluğu’na yanaşmaya çalıştığınızda ise “Kardeşim hoş geldin.” derler. Masaya Niğde Gazozu, filtre kahve falan gelir. Öyle.

Kamp Nedir, Ne Değildir

Arkadaşlar bunu anlatmak bana düşmüyor. Kampın web sitesinde her şey açıkça anlatılmış. Yine de bir şekilde kıyıda köşede kalan düşünceleri defetmek adına önemli gördüğüm bazı noktaları belirtmek isterim.

  • Kamp 15 gün sürüyor. Siz bu 15 günlük sürede Python, Java, PHP, GNU/Linux uzmanı falan olmayacaksınız. Kursu bitirir bitirmez burada öğrendiklerinizle pat diye iş bulamayacaksınız. Zaten kimse böyle bir şey vaat etmedi. Öte yandan bu kampta edineceğiniz sosyal çevre, size gerçekten iş güç bulabilir. Yardımcı olabilir. Tecrübeyle sabittir.
  • “O kadar yol geldik adam gibi iş yapsınlar” gibi düşünceleriniz varsa, gelmeyin. Gönüllülük esasına dayalı bir organizasyon bu. “Para harcadık biz yaa” diyerek ortalığı birbirine katabileceğiniz bir ortam değil. Zaten onu da hiçbir yerde yapmayın. Sakin olun.
  • Bu kampta alacağınız dersler, sıradan bir eğitim kurumundaki dersler gibi değildir. Konu oradan oraya atlayabilir, ders planında değişiklikler olabilir. Eğitmen “Aaa durun durun tamam şunu anlatayım bu daha güzel.” diyebilir. Öyle diyorsa bir bildiği vardır. Emin olun. Alabileceğiniz kadar bilgi ve tecrübe alın. Ek olarak; soru sormak, derse katılmak gibi aktivitelerimizin köreltildiği o sıradan kurumlardan farklı olduğunu belirtmek isterim. Öyle ki, arada kalkıp siz bile ders anlatabilirsiniz. Abartmıyorum 😉

Gelmek İstemiyorum, Sarmadı

Gel bence.

Gelmek İstiyorum, Ne Yapmalıyım?

Organizasyon harıl harıl çalışıyor. Yönergeler gönderiyor. Takipte kalın. Detayları yakalayın. Gelen e-postaları ve eklerini okuyun. “Dikkatli” okuyun. Kampa katılım ücretsizdir.

Bolu’da Hayatta Kalmak

Size gönderilecek yönergelerin haricinde, aklınızda bulunması gerektiğini düşündüğüm birkaç önemli nokta var.

  • 2 binişlik kart 6 ₺’ydi. Boş kart alın, doldurun. 2,25 ₺ o da. Daha kârlı. Ama İstanbul’da İzmir’de bakkaldan ekmek ve otobüs kartı almaya alıştıysanız eğer, Bolu’da patlarsınız. Kime sorsam belediye binasına git diyor. Neyse. Boş kartlar kampüsteki otobüs duraklarında var. Bakiye yükleme cihazında yoksa saat 10:00 – 18:00 gibi bir zaman aralığında gişe oluyor orada yükleme için. Oradan alabilirsiniz.
  • Yurt ödemelerini kredi kartıyla yapın. ATM kovalamayın.
  • Gelmeden önce kendi adınıza bir banka hesabı açtırın. IBAN numaranız olsun elinizde. Yurt için yatıracağınız depozito oraya geri yatacak. “Adınıza” yatacak.
  • Spor yapacak arkadaşlarım. Beslenme yalan oluyor, söyleyeyim. Ama kampüste spor salonu ve yüzme havuzu var. 5-6 ₺ girişi. Dersliklerden oraya yürümek 15 – 20 dakika sürebiliyor. 15 gün spor yapmıyoruz. Beni sarmadı.
  • Ben 365 gün tişörtle gezen biri olarak uzun kollu hiçbir şey götürmedim. Pişman da olmadım. Zaten 12 saat falan kampüsteyim. Sonra otobüs. Sonra kapalı mekan. Yine de yedekli çıkın.
  • Şu 12 saate tekrar vurgu yapmak istiyorum. 12 saat ders süresi. Yolculuk ve afterparty eklendiğinde 14 – 15 saat o giydiklerinizle kalacaksınız. Rahat olun.
  • “Ben bi tişörtü 1 hafta giyiyorum” derken, o 1 haftanın günde 3 saatten 21 saat olduğunu hatırlayın. Sonra kampın 1 günü sizin 1 haftaya denk geliyor. Yanınızda yoksa eğer, A-101’den tek kullanımlık toz deterjan ve en ufağından yumuşatıcı işi çözer.
  • Merkez iyidir. Gidin arada. Canınızın çekebileceği birçok şeyi orada bulacaksınız. Yalnız bildiğin pahalı geldi bana her şey. Gurbette olduğum için olabilir.
  • Kampüsten 7 numaralı otobüs sizi merkeze atar. Valilik önü falan diyorlardı. İnin oralarda. Ya da daha temizi, nerede ineceğini bilen arkadaşlar edinin.
  • Kampüsten 15 numaralı otobüs sizi E-5 üzerinden götürür. “Cici Taksi” (gülme) denilen yerde inip yürüyerek merkeze ulaşabilirsiniz. Merkeze gitmek zorunda da değilsiniz. O civarda takılabilirsiniz.

Nelere Dikkat Etmeliyim?

Bu kamp her sene güçlüklerle düzenleniyor. Birçok sıkıntı çekiliyor. İnsanlar zamanlarını ve paralarını harcıyorlar. Kampın, eğitmenlerin, organizasyonun, öğrencilerin hakkını yemeyin. O yüzden lütfen şu aşağıdaki maddelere dikkat edin.

  • Yaka kartınızı takın.
  • Şehrin içinde gezerken yaka kartımın takılı olması hoşuma gidiyor. İnsanlar soruyor “abi bu nedir” diye. Açıklıyorum. Güzel bir şey. Öte yandan elinize birayı sigarayı alıp naralar atarak dolaşma düşünceniz varsa ya da gecenin sonu öyle görünüyorsa, çıkarın o kartı. Kart takılıysa, siz bütün kampı temsil ediyorsunuz. Ona göre davranın.
  • Yurt personeli, belediye personeli, üniversite personeli gibi, etkinliğin 3rd Party Tool’ları ile hiçbir şekilde münakaşaya girmeyin. Misafiriz biz. Bizi görünce “Amaaan geldi yine linukçular” demesinler. Aksine, herkese organizasyondan bahsedin ve gelmelerini teşvik edin.
  • Organizasyondan gelecek yönlendirmeleri en ince ayrıntısına kadar takip edin.

Sonuç Nedir?

  • Kamp ücretsiz. Tabii yeme, içme, barınma, giyinme falan para. Ancak 4 yıllık üniversitede harcadığım paranın kat kat azını harcayıp, orada öğrendiğimden kat kat fazlasını öğrendim.
  • GNU/Linux Sistem Yönetimi 1. Düzey kursunu aldım. Sistem yöneticisi falan olmadım. Ancak içimden bu yazıyı yazıp insanları kampa davet etmek geldi. Kafa yapısı değişti. Fikirler edinildi. Çevre edinildi. Sistemi her zaman yönetiriz. Önemli olan başka şeyler var bence.
  • Tertemiz insanlarla tanıştım. Harika arkadaşlar edindim.
  • Arkadaşlarımı şimdiden özledim.

Bir de kampın ufak arkadaşı var. Akademik Bilişim. O da bu sene Karabük’te olacak. Akademik Bilişim 2018’e gelin. Ufak bir kamp tecrübesi yaşamış olursunuz.

Çocuklarımızın Gözünden Teknolojinin Eksikleri

Geçtiğimiz haftalarda 1. ve 2. sınıfa giden öğrencilerden oluşan yaklaşık 150 öğrenciyle ufak bir çalışma yaptım. Sonuçları beni de çok şaşırttı.

İlk olarak öğrencilerime birer boş kağıt verdim. “Kendi istedikleri bir teknolojik alet” tasarlamalarını istedim. Başka kağıt haklarının olmadığını vurguladım. İyice düşünmelerini, detayları görmelerini ve sonra diledikleri kalemi, boyayı alarak tasarımlarını kağıda dökmelerini istedim.

Tasarımları dersin sonunda topladım. Bir hafta sonra tekrar dağıttım ve sunumunu yapmalarını istedim. Aşağıda, bu süreçteki gözlemlerimi paylaştım.

Öğrenci İzlenimlerim

  • “Aklıma bir şey gelmiyor, yapmak istemiyorum.” diyen neredeyse hiç kimse yoktu. Herkes hayalini kurduğu ürünün açlığını çekiyor olacak ki, hemen kağıda dökmek istedi.
  • Eşyalarını paylaşmak istemeyenlerin sayısı azaldı. Bunun sebebinin; yaptıkları işe, kullandıkları gereçlerden daha fazla önem vermeleri olabileceğini düşündüm.
  • “Çok sessiz, derse katılmıyor” dediğim öğrencilerin kendi tasarımlarını alıp arkadaşlarının önüne çıktıktan sonra hiç de sandığım gibi sessiz olmadıklarını gördüm. Anlatmaya değer bir şeyler arıyorlarmış demek ki.
  • Kimse kimsenin tasarımına kusur bulmadı. Herkes takdir gördü.

Ürün İzlenimlerim

  • Bu yaştaki öğrenciler, teknolojinin temel sorunlarını çoktan fark etmiş gibi görünüyorlar. Tasarımların çoğunda ortak olan birkaç özelliği sıralayayım: Bitmeyen pil (ya da çok uzun süre dayanabilen), sınırsız İnternet erişimi, yüksek hafıza, kullanım kolaylığı.
  • Robotik teknolojilere ciddi bir ilgi var. Herkes işleri kolaylaştırmak istiyor.
  • “Simple is the best” diye bağırıyor arkadaşlar. Her şey sisteme entegre. Tek dokunuşla alışveriş, müzik, sosyal medya gibi uygulamalar karşınıza çıkıyor. Arada farklı adımlar yok. Her şey tek birime bağlı. Bütün işletim sistemini tek bir şirket hesabına bağladığımız, birçok uygulamanın birbirini kopyaladığı şu günlerde böyle bir gelecek mümkün görünüyor.
  • Oyun konsolu yapan birkaç öğrenci oldu. Sanırım zihinleri biraz daha farklı çalışıyor. Herkes tablet ve telefona oyunlar doldururken onlar özel oyun cihazları yapmanın önemine odaklanmışlar.
  • Yenilenebilir enerji. Yok artık demiştim ama birçok öğrenciden geldi bu. “Bitmeyen pil” yapabilmek için Güneş enerjisinden faydalanıyorlar.

Sonuç

Çocuklarımız hiç de sandığımız gibi – olumlu ya da olumsuz hiç fark etmez – olmayabiliyor. Tek ihtiyaçları olan şey, “sandığımız gibi” olmaktan çıkıp “kendileri gibi” olabilecekleri ortamlar. Ancak böyle imkânlar sağlarsak içlerindeki gerçek cevhere ulaşabiliriz.