Özel Mülkiyet Donanımların Çektirdikleri

Debian Görüntü Problemi

Son zamanlarda cihazımda Debian GNU/Linux kullanmaya başladım. Büyük çoğunluğun GNU, Linux ve özgür yazılıma çamur atmasına sebep olacak tonlarca problem yaşadım. Her seferinde ise “vardır bir çaresi” demeye çalıştım geri adım atmadan. Ancak yaşadığım şu – yukarıda da gördüğünüz – sıkıntı beni öldürmek üzereydi.

Sıkıntının Tanımı

Ne yalan söyleyeyim, tanımlayamadım. Web’de ne arayacağımı bilemedim. Dolayısıyla yaşadığım olayı anlatmak durumundayım. Cihaz sorunsuz bir şekilde çalışmakta iken ekrandaki görüntü bir anda sallanmaya başlıyor. Ekranı dörde bölün. Sol alttaki parça sağ üst ile yer değiştiriyor. Sağ alt ile sol üst. Sonrasında ekrandaki görüntüde değişikliğe sebep olacak herhangi bir şey yapıyorum. Yazı yazmak, fareyi hareket ettirmek gibi. Sonuç yukarıdaki görseldeki gibi oluyor.

Harici bir ekran bağlayarak Meta+P tuşları ile sürekli olarak ekran yerleşimini değiştiriyorum. Düzeliyor. Birkaç dakika sonra bozuluyor. Bazen ikinci ekran çalışıyor, bazen kendi ekranım. Paslaşarak devam ediyoruz.

Bilgisayarı kapatıp açmak veya uyku moduna alıp uyandırmak da sorunu geçici olarak çözüyor.

İlk bakışta donanımsal bir arıza gibi görünse de donanımın sorunsuz olduğuna eminim. Farklı işletim sistemleri rahatlıkla çalışıyor. Bu durumda işletim sistemi hatalı değil mi? Debian’ı hemen kaldırıyoruz değil mi? Hayır…

Linux Kernel Update

Çözümüm buydu. Cihazımda Intel’in dahili bir görüntü adaptörü ile Nvidia 940M var. Bu donanımlar kapalı sistemlerini ısrarla dayattıkları için, özgür yazılım geliştiricileri sürücüleri hazırlamakta zorluk çekiyorlar.

Debian IRC kanalından (irc.debian.org #debian) yardımsever arkadaşlar sağ olsun, “deb http://ftp.debian.org/debian stretch-backports main ” satırını “/etc/apt/sources.list” içine ekledim. Sonrasında bir update ve upgrade yaparak Linux çekirdeğimi güncelledim.

Sonuç

Sorunum şu an için çözüldü. Yaklaşık 24 saattir cihazı kullanıyorum. Aynı sorunla karşılaşmadım.

Ancak çözülen sorun görüntü sorunuydu. Paramla rezil olma durumum devam ediyor. Satın aldığım donanımın içinde çalışan zırvalar hakkında en ufak bir bilgim yok. “Ya kaynağını görsen anlayacak mısın?” deme. Anlamayacağım. Ancak anlayan ve anlatabilecek birilerini bulacağım. Peki sen para verip eziyet çekmeye ne zamana kadar sessiz kalacaksın?

GNU/Linux Yaz Kampı’na Katılmak İsteyenlere Öneriler

Bu yıl ilk kez katıldığım GNU/Linux Yaz Kampı ile ilgili genel düşüncelerimi şu yazımda paylaşmıştım. Bu kez, kampa gelmeyi aklına koymuş arkadaşlar için rehber niteliğinde olmasını umduğum bir yazı hazırlıyorum.

Linux Yaz Kampı 2017

0 – Nereden Başlıyoruz?

Kamp, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde yapılır. Yer, tarih, açılacak kurslar, eğitmenler, etkinlikler gibi aklınıza gelebilecek her türlü konuda kampın web sitesi size yardımcı olacaktır.

Kamp tarihleri ile birlikte duyurulan başvuru tarih aralığında, belirtilen form üzerinden başvurunuzu yapabilirsiniz. Başvuru ile ilgili dikkat etmeniz gereken bazı konular var. Aklıma gelenleri aşağıda paylaşıyorum:

  • Başvuru yapmadan önce Sıkça Sorulan Sorular sayfasını okuduğunuzdan emin olun. Sınav yapıyorlar 😉
  • Başvuru yaparken bir profil doldurmanız istenecek. Samimi olun, dürüst olun. O profili doldurun.
  • “Aaa bu neymiş ki?”, “Şu işte kesin para vardır.”, “Olm çok iyi ya.” diyerek hiçbir kursa başvuru yapmayın. Kursun açıklamalarını, eğitmenlerini, ön gerekliliklerini dikkatlice inceleyin. Size uygun olduğundan emin olduktan sonra başvurun. Bu sayede hem siz üst düzeyde verim alırsınız, hem de eğitmenlere zorluk çıkarmamış olursunuz. Üstelik kontenjanı layığına bırakmış olursunuz.

  • Programlamaya yeni başlayan ya da gideceği kursla ilgili bilgisi olmayan adayların kursa alınması hâlinde önceden biraz çalışarak gitmelerinin kursun çok çok daha verimli geçmesini sağlayacağını düşünüyorum.
  • Sakın ola 15 günün sonunda o işin sertifikalı uzmanı olma hayalleriyle başvurmayın. Zaten sertifika değil, katılım belgesi alacaksınız.
  • Katılım belgesini almış olmak için başvurmayın.
  • Bir kursun birden fazla düzeyi varsa, aynı anda ikisine başvur… Saçma olurdu değil mi? Hem temel hem ileri düzey istiyorum hangisi olursa?!?
  • Bazı kurslar için bazı eğitmenler ön koşulların tespiti için sınav yapabilir. O sınavda başarısız olursanız kursa katılmaya hak kazanmış olsanız bile derslere alınmayabilirsiniz. Sınava çalışmanızı öneririm.

Başvurunuzu yaptıktan sonra e-postalarınızı düzenli olarak kontrol edin.

Not: Tamamı gönüllülük esasına dayalı bu organizasyonda çeşitli sebeplerle seçilmeyen kişiler olabiliyor. Başvuran herkesi kabul edecek bir kontenjan zaten yok. Burada, devreye bazı faktörler giriyor. Profiliniz bunlardan belki de en önemlisi. Web’deki varlığınız, başvuru tarihiniz gibi etmenler de önemli olabilir, bilemem. Ama lütfen, rica ediyorum, hatta yalvarıyorum. “Torpil mi var yiaa” diyerek bu insanların hevesini kırmayın. Kimsenin burnundan getirmeyin.

Kursa kabul edilmediyseniz bile, e-postalarınızı kontrol etmeye devam edin. Kursa katılamayacakların yerine seçilme ihtimaliniz hâlâ var.

1 – Kursa Başvurum Kabul Edildi

O zaman tebrikler. 10 numara bir yaz tatili kazandınız. Şimdi olaylar şu şekilde gelişecek:

  • E-postalarınızı kontrol etmeye devam edin. Sınav olur, eğitmen değişikliği olur, kurs iptali olur. Bunlar hep ihtimal. Mesela 2017 yılındaki etkinlikte başvuru formuyla ilgili gözden kaçan bir nokta, e-posta ile bildirildi ve herkesten başvurusunu güncellemesi istendi.
  • Kursun ön gerekliliklerini taşıdığınızdan bir kez daha emin olun. Eksikleriniz varsa tamamlayın.
  • Kurs için gerekli yazılımları ve/veya donanımları temin edin. Kurmanız gereken yazılımlar size bildirilecektir. Hatta bazı kurumlar için kurulum rehberleri gönderilecektir. Lütfen dikkate alın ve kursa hazır bir şekilde gelin.

2- Bolu’ya Ulaşım, Bolu’da Konaklama

Kampın yine Bolu’da olacağını varsayarak konuşuyorum. Otobüs biletinin sıkıntı olduğunu söyleyen kimseye denk gelmedim. Uçak için ise çevre illere (Ankara, İstanbul, Konya vs.) bilet bakabilirsiniz.

Kamp organizasyonu KYK ile anlaşıyor. Yurtlarda uygun fiyata konaklama imkânınız var. Zaten KYK öğrencisiyseniz kimliğinizi gösterip yurda yerleşebiliyorsunuz. Tüm bu bilgiler ve detayları, kamp organizasyonu tarafından size bildiriliyor.

3 – Geldik. Yurda Yerleşmek İstiyoruz

  • Hangi yurda yerleşeceğinizle ilgili bir e-posta alacaksınız. O yurt ile iletişime geçip ulaşım ile ilgili detaylı bilgileri alabilirsiniz.
  • Ben Abant Yurdu’nda kaldım. Otogarda indikten sonra “Cici Taksi” yönüne giden servislere bindim ve Cici Taksi’de indim. Kalabalığı takip edip yurda ulaştım. Önemli bir not. Bolu otogarında servisler ortak. Yani siz A firmasıyla geldiyseniz, ancak binmeniz gereken servis B firmasına aitse tereddüt etmeyin. Sorun ve binin.
  • Yurda gelirken yanınızda 1-2 vesikalık fotoğraf (benim hiç ihtiyacım olmadı), nüfus cüzdanı fotokopisi (ben çektirmemiştim, sıkıntı çıktı), zaten KYK öğrencisiyseniz bunu bildiren belge, öğrenci fiyatından faydalanmak istiyorsanız öğrenci kartınız/belgeniz olsun.
  • Organizasyon tarafından gönderilen kılavuzda belirtilmesine rağmen bir depozito krizi yaşandı. Yurdun belirlediği bir depozito ücreti var. 250 TL civarında. Çıkışınızı yaparken bir dilekçe doldurup “adınıza” açılmış banka hesabının IBAN numarasını veriyorsunuz. Depozitonuzu oraya geri yatırıyorlar. 1 hafta ile 1 ay arasında değişen sürede para yatıyor.
  • Yurt ücretini nakit veremezsiniz. Ziraat Bankası ATM’sinden (Abant Yurdu’na neredeyse 1 km uzaklıktaydı. Yurtta ATM vardır demeyin.) veya kredi kartı ile Internet’ten yatırmalısınız. ATM’yi unutun. Kredi kartıyla yatırın. Yurt yetkililerinin dediğine göre bir kredi kartıyla 30 kişinin ödemesi yapılmıyormuş. Siz zorlamayın. Kart yoksa ATM arayacaksınız. Yapacak bir şey yok.
  • Süreç esnasında personel size yeterince yardımcı oluyor. Form doldur, para yatır, depoya git, anahtar al, imza at…
  • Kamptan en az bir gün önce yurdunuza yerleşmiş olmanızı öneririm. Çok geç saatlere kalmayın. Saat 17:00’a kadar yerleşmiş olacak şekilde Bolu’ya ulaşırsanız kafanız rahat olur.
  • Yurt ücreti günlük 10 – 15 TL civarında. Sıcak su var. Internet şansınıza. Bazılarında var bazılarında yok. 144p zaten. Bazılarında oda 4 kişilik, bazılarında 8. Arkadaşlarınızda birlikte gidiyorsanız bunu en baştan belirtin. Aynı odaya yerleştirilebilirsiniz. Arkadaşlarınız yanınızda olmasa bile baştan belirtin. Aynı odada kalmak isteyen kişilere yardımcı olun. Yanılmıyorsam ilk yazıldığım odadan kendi isteğimle çıktım, hayır duayı kaptım.

4 – Yurtta Hayat

  • Yurttan yurda değişme ihtimali olmakla birlikte; kahvaltı ve akşam yemeği şansınız var. 5 TL civarına güzel yemek yersiniz. Öğlen de yemek vardır illa ki ama öğlenleri dersteyiz.
  • Kantin saat 23:00’e kadar falan açık. Ya da dışarıdan gelirken bir şeyler alabilirsiniz. Odanızda ufak bir buzdolabı olacak.
  • İçeriye bazı maddelerin girişi yasak. Alkolle falan yakalanırsanız şansınız yok. Hem yurttan hem kamptan gönderilirsiniz. Bu gibi davranışların, kampın adını kötüye çıkaracağını da unutmayın. Binbir zorlukla izinler alınıyor, organizasyon yapılıyor. Emekleri kaldırıp çöpe atmak doğru olmaz.
  • Benim yurdumda çamaşırhane vardı. Ancak deterjan, yumuşatıcı size ait. “Oradan alırım” demeyin. 12 saat kurstasınız. Yurda döndüğünüzde her taraf kapalı oluyor. Hazırlıklı gidin. Çamaşır makineleri gayet düzgün. Kullanma talimatları basit, takip edin. Kurutma makinesi sizi üzer dediler. Korktum elimi sürmedim. Odanın sağına soluna astım. 2 günde kuruyorlar. Çamaşırhane belirli bir saatte kapanıyor. Haftaiçi 23:00, haftasonu 21:00 olması lazım.
  • Yurt kimliğinizi kaybetmeyin. Kampta verilen yaka kartı sizi kurtarmayabilir.
  • Erkekler için son giriş 00:00 diye hatırlıyorum. Ben KYK öğrencisi değilim. Onun verdiği rahatlıkla bir iki denemem oldu. Neyse işte.

5 – Kampüse Ulaşım

Garantisini vermeyelim ancak yurtların önünden otobüs kalkıyor. Kartınızı okutup biniyorsunuz ve kampüse kadar gidiyorsunuz.

Eğer bu durum gerçekleşmezse Cici Taksi’ye çıkıp 15 numaralı otobüsle kampüse ulaşabilirsiniz. Yaka kartınız mutlaka yanınızda olsun. Kampüse girerken sıkıntı yaşayabilirsiniz.

Otobüs Abant Yurdu önünden 09:00’da hareket ediyor. 09:20 civarında kampüste oluyorsunuz. Otostop da çekebilirsiniz tabii ancak rekabet baya yüksek. Bir de E-5 üzerinden kaptırıp gelen aracı durmaya ikna etmek zor görünüyor.

6 – Dersler

Saat 09:30’da ders başlar. Öğlen 12:30’da ara verilir. 14:30’da tekrar başlar. 17:30’da ara verilir. 18:30’da son derse girersiniz. 21:30’da günü tamamlamış olursunuz. Bu süre zarfında sınıfın ve hocanın durumuna göre farklı aralar verilebilir. Bir iki gün için eğitimler 17:30’da bitirilebilir. Bir gün de tamamen tatildir. Saatler değişiklik gösterebilir. Organizasyonun size atacağı kılavuzu esas alınız.

Dersliklerde Internet erişimi için Eduroam kullanılır. Kendi telefonunuzu da kullanabilirsiniz. Priz sıkıntısı yok. Eğitime göre değişmekle beraber 20 – 30 kişilik sınıflar olduğunu düşünüyorum. Her sınıfı gidip görmedim. 20 kişinin altında sınıflar olduğuna eminim. 30’un üstü var mıdır bilmiyorum.

Derslerde dikkat etmenizi önereceğim bazı konular var:

  • “Biliyorum ya bunları” tribine girmeyin. Ben GNU/Linux Sistem Yönetimi 1. Düzey kursuna gittim. Derse gelen eğitmenlerden biri FSF’de, biri Canonical’da, biri Gentoo’daydı. Nereye biliyorum? Mümkün değil.

  • Eğitmenler sorularınıza mümkün olduğunca cevap vermeye çalışırlar. Siz konuyu dağıtmamaya özen gösterin. Çünkü eğitmenler “Tamam ya yeter hadi” demek istemezler size. Diğer arkadaşları da düşünerek konunun uzayacağını fark ettiğiniz anda kapatın ve arada konuşmayı teklif edin.
  • Ön hazırlıklarınız tamamlanmadıysa mutlaka belirtin, yardım isteyin. Tamamladıysanız başkalarına yardım edin.
  • Soru sorun.
  • Sorulan soruya cevap verin.
  • Telefonu kenara bırakın. Başvuranların 1/3’inin kabul edilebildiği bir organizasyonda en yüksek verimi alabilmek için çabalayın. Telefonunuza olan aşırı ilginiz, kurstan ayrılmak zorunda kalmanıza sebep olabilir.
  • Not tutun. Hocanızın “Şuna da bir bakın” dediği her şeye bakın. Hyper Text’in hakkını verin. Oradan oraya tıklaya tıklaya gezin, okuyun.
  • Bir öğretmen olarak ricamdır. Eğitmenlerin sizi tanıması mümkün değil. Siz kendinizi tanıyın. En az 12 yıldır okula giden profesyonel öğrencilersiniz. Nasıl öğrendiğinizi en iyi siz bilirsiniz. Tarzınızı gösterin. Not mu tutarsınız, soru mu sorarsınız… Hoca ile birlikte mi uygularsınız yoksa onun bitirmesini mi beklersiniz, bilemem. Kimse bilemez. Siz bileceksiniz bunu.
  • Eğitmene saygı çerçevesi içerisinde geribildirim vermeyi ihmal etmeyin. Anlamadıysanız, duyamadıysanız bunu belirtin. Konunun işlenme hızıyla ilgili bir sıkıntınız varsa belirtin. Sınıfın görüşünü alın. Oraya gelen hiç kimse zamanını boşa götürmek istemiyor. Herkes bir şeyler öğretmek ve öğrenmek için orada. Rahat olun.
  • Eğitmenler, bu zamana kadar karşınıza çıkan diğer eğitmenlerden farklı kişiliklere sahip olabilir. Çok normaldir. Bu zamana kadar farklı insanlar gördünüz. Buradaki herkeste bir “bilgisayarcı” kafası var. Hoş bir tabir olmadı ama demek istediğimi anladınız. Bu nedenle sorularınıza ve/veya cevaplarınıza verilen tepkiler sizi şaşırtabilir. Kızmayın, darılmayın, gücenmeyin. Hiçbir eğitmenin size karşı bir art niyeti yoktur.

7 – Kampüste Hayat

  • Kampüs canavar gibi. Yemyeşil. Esiyor. Yatın yuvarlanın bütün gün.
  • Yemekhane öğrenciler için 1.75 TL’ydi. Herhangi bir kurumda öğrenciyseniz kartınızı gösterip alabilirsiniz. İlk gün bize “Sadece Abant İzzet Baysal öğrencilerine geçerli” diyenler oldu. Yok öyle bir şey. Tartışmayın. Organizasyona bildirin. Zaten düzeliyor o kişi.
  • Kampüste Şok var. Ama çok sıra var. Bir şey alacaksınız genel araları beklemeyin. Kendi dersinizde ara verdiğinizde alın. Daha rahat olur.
  • “Aktivite Merkezi” adı verilen yerde masa oyunları, langırt vs. oynayabilirsiniz. Yemek yiyebileceğiniz bir iki yer var. Kahve standı var. Vakit geçirilir.

  • Yine kampüs içinde farklı mekanlar da var. Sizi gelip servisle alıyorlar falan. Ben hiç gitmedim. Gerek yok zaten birkaç saat dışarıdayım. Yedik içtik oturduk sindirdik sonra yine ders.
  • Gözlemeci var arkadaşlar. Sırf millet “Abi nasıl yemedin ya” demesin diye gidin bir kere de olsa yiyin. Öyle çok efsanevi bir şey değildi bence ama yenir, güzel.
  • Binalarda mescit var. Kampüste cami var.
  • Spor salonu ve yüzme havuzu mevcut. Girip takılabilirsiniz. Bana yorucu geldi. 2 hafta ara verdim. Sonrası kas hafızası 😉

8 – Ders Sonrası Hayat

Derslerden sonra saat 22:30 civarında Bolu Merkez’de olabilirsiniz. Farklı mekan seçenekleri mevcut. Organizasyona ve kendinize laf getirmeyecek işler yapın. Kimse size karışmıyor. Ancak belirlenmiş kurallara uymadığınız takdirde sıkıntı yaşarsınız. Daha da kötüsü, o sıkıntıları başkalarına da yaşatırsınız.

9 – Kalanlar.conf

Bunların haricinde Bolu’da yaşamın devamı için birkaç önerim var. Bu öneriler kişiseldir. Size uygun olmayabilir.

  • Dizi, film izleme işi yalan olur. Internet sıkıntısı riskini göze almayın. Arşivi alın, gelin.
  • Eskilerden 1 – 2 oyun kurun. Arasıra takılırsınız. Online oyunlarla çok vakit geçirdikten sonra firewall cihazınıza tokadı yapıştırabiliyor.
  • Kitap getirin.
  • Çok eşya getirmeyin. Akıllı seçimler yapın. Yeterince eşya getirdiğinizden emin olun. Esiyor diyorlar. Hırkayı unutmayın.
  • Deterjan, yumuşatıcı taşımak falan zor olabilir. Bolu’da marketten alabilirsiniz veya çamaşır yıkama topu mu ne varmış. Çamaşırlarla beraber atıyormuşsun falan. Bakın işte değişik seçeneklere.
  • Yurda gelirken tuvalet kağıdından sabuna kadar birçok şeyin yanınızda olması gerektiğini unutmayın. Kamptan bir gün önce gelerek bu sorunları çözebilirsiniz.
  • Bol bol su için. Sonra baş ağrısı yapıyor.
  • Nadiren de olsa ihtiyaç duyduğunuz bazı ilaçları yanınıza alın. Kas gevşetici, ağrı kesici, boğaz pastili vs.
  • Ayağınızı sıcak tutun.
  • Tanıdık bir çevreyle geldiyseniz dağılın. Ya da çevreyi genişletin. Yoksa veriminiz düşer.
  • Yalnız geldiyseniz yalnız dönmeyin. Kaptırın biraz kendinizi.
  • Oda arkadaşlarınızla iyi geçinin. Saygılı olun. Sizden daha büyük veya daha küçük olmaları bir şey değiştirmez. Benimkiler sağolsun bana abi derlerdi. Ona rağmen odaya geç geleceğimi haber verdiğim falan oldu.
  • Windows kullanıcısıysanız mutlaka bir Windows DVD’si veya USB stick yanınızda olsun. Çökmemesi gereken yerde çöküp sizi ağlatacak. Birçok arkadaşımız “Yeter la yeter” diyerek her şeyi kaldırıp çöpe attı ve GNU/Linux kurdu.
  • Cihazlarınızın bakımını yaparak gelin. Dosyalarınızı yedekleyin. Her şeyi rahatlıkla silebilecek şekilde gelin. “Benim cihaz sıcağa gelemez.” ya da “Çok ağırlaştı bi format lazım.” gibi durumlar varsa gereken önlemi alın.
  • Müzik, kulaklık, şarj aleti, yedek pil. Bunlar elzem aminoasitler gibidir. Yanınızda olsun.

GNU/Linux Yaz Kampı – İlk Denemem

Linux Yaz Kampı 2017, bu sene de Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde yapıldı. Benim açımdan efsane geçti. Epic experience event oldu. Bağımlılık yarattı.

Linux Yaz Kampı 2017

Kampa ilk kez katılan biri olarak aşırı fazla aidiyet hissettim. Normaldir. Sektör size “Aylarını harca. Kıytırık bir yazılımın kıytırık bir ucunu öğren. Bizim şirket dışında başka hiçbir yerde işine yaramayacak bu bilgiyle işe başvur.” der ve sizi almaz. Özgür Yazılım Topluluğu’na yanaşmaya çalıştığınızda ise “Kardeşim hoş geldin.” derler. Masaya Niğde Gazozu, filtre kahve falan gelir. Öyle.

Kamp Nedir, Ne Değildir

Arkadaşlar bunu anlatmak bana düşmüyor. Kampın web sitesinde her şey açıkça anlatılmış. Yine de bir şekilde kıyıda köşede kalan düşünceleri defetmek adına önemli gördüğüm bazı noktaları belirtmek isterim.

  • Kamp 15 gün sürüyor. Siz bu 15 günlük sürede Python, Java, PHP, GNU/Linux uzmanı falan olmayacaksınız. Kursu bitirir bitirmez burada öğrendiklerinizle pat diye iş bulamayacaksınız. Zaten kimse böyle bir şey vaat etmedi. Öte yandan bu kampta edineceğiniz sosyal çevre, size gerçekten iş güç bulabilir. Yardımcı olabilir. Tecrübeyle sabittir.
  • “O kadar yol geldik adam gibi iş yapsınlar” gibi düşünceleriniz varsa, gelmeyin. Gönüllülük esasına dayalı bir organizasyon bu. “Para harcadık biz yaa” diyerek ortalığı birbirine katabileceğiniz bir ortam değil. Zaten onu da hiçbir yerde yapmayın. Sakin olun.
  • Bu kampta alacağınız dersler, sıradan bir eğitim kurumundaki dersler gibi değildir. Konu oradan oraya atlayabilir, ders planında değişiklikler olabilir. Eğitmen “Aaa durun durun tamam şunu anlatayım bu daha güzel.” diyebilir. Öyle diyorsa bir bildiği vardır. Emin olun. Alabileceğiniz kadar bilgi ve tecrübe alın. Ek olarak; soru sormak, derse katılmak gibi aktivitelerimizin köreltildiği o sıradan kurumlardan farklı olduğunu belirtmek isterim. Öyle ki, arada kalkıp siz bile ders anlatabilirsiniz. Abartmıyorum 😉

Gelmek İstemiyorum, Sarmadı

Gel bence.

Gelmek İstiyorum, Ne Yapmalıyım?

Organizasyon harıl harıl çalışıyor. Yönergeler gönderiyor. Takipte kalın. Detayları yakalayın. Gelen e-postaları ve eklerini okuyun. “Dikkatli” okuyun. Kampa katılım ücretsizdir.

Bolu’da Hayatta Kalmak

Size gönderilecek yönergelerin haricinde, aklınızda bulunması gerektiğini düşündüğüm birkaç önemli nokta var.

  • 2 binişlik kart 6 ₺’ydi. Boş kart alın, doldurun. 2,25 ₺ o da. Daha kârlı. Ama İstanbul’da İzmir’de bakkaldan ekmek ve otobüs kartı almaya alıştıysanız eğer, Bolu’da patlarsınız. Kime sorsam belediye binasına git diyor. Neyse. Boş kartlar kampüsteki otobüs duraklarında var. Bakiye yükleme cihazında yoksa saat 10:00 – 18:00 gibi bir zaman aralığında gişe oluyor orada yükleme için. Oradan alabilirsiniz.
  • Yurt ödemelerini kredi kartıyla yapın. ATM kovalamayın.
  • Gelmeden önce kendi adınıza bir banka hesabı açtırın. IBAN numaranız olsun elinizde. Yurt için yatıracağınız depozito oraya geri yatacak. “Adınıza” yatacak.
  • Spor yapacak arkadaşlarım. Beslenme yalan oluyor, söyleyeyim. Ama kampüste spor salonu ve yüzme havuzu var. 5-6 ₺ girişi. Dersliklerden oraya yürümek 15 – 20 dakika sürebiliyor. 15 gün spor yapmıyoruz. Beni sarmadı.
  • Ben 365 gün tişörtle gezen biri olarak uzun kollu hiçbir şey götürmedim. Pişman da olmadım. Zaten 12 saat falan kampüsteyim. Sonra otobüs. Sonra kapalı mekan. Yine de yedekli çıkın.
  • Şu 12 saate tekrar vurgu yapmak istiyorum. 12 saat ders süresi. Yolculuk ve afterparty eklendiğinde 14 – 15 saat o giydiklerinizle kalacaksınız. Rahat olun.
  • “Ben bi tişörtü 1 hafta giyiyorum” derken, o 1 haftanın günde 3 saatten 21 saat olduğunu hatırlayın. Sonra kampın 1 günü sizin 1 haftaya denk geliyor. Yanınızda yoksa eğer, A-101’den tek kullanımlık toz deterjan ve en ufağından yumuşatıcı işi çözer.
  • Merkez iyidir. Gidin arada. Canınızın çekebileceği birçok şeyi orada bulacaksınız. Yalnız bildiğin pahalı geldi bana her şey. Gurbette olduğum için olabilir.
  • Kampüsten 7 numaralı otobüs sizi merkeze atar. Valilik önü falan diyorlardı. İnin oralarda. Ya da daha temizi, nerede ineceğini bilen arkadaşlar edinin.
  • Kampüsten 15 numaralı otobüs sizi E-5 üzerinden götürür. “Cici Taksi” (gülme) denilen yerde inip yürüyerek merkeze ulaşabilirsiniz. Merkeze gitmek zorunda da değilsiniz. O civarda takılabilirsiniz.

Nelere Dikkat Etmeliyim?

Bu kamp her sene güçlüklerle düzenleniyor. Birçok sıkıntı çekiliyor. İnsanlar zamanlarını ve paralarını harcıyorlar. Kampın, eğitmenlerin, organizasyonun, öğrencilerin hakkını yemeyin. O yüzden lütfen şu aşağıdaki maddelere dikkat edin.

  • Yaka kartınızı takın.
  • Şehrin içinde gezerken yaka kartımın takılı olması hoşuma gidiyor. İnsanlar soruyor “abi bu nedir” diye. Açıklıyorum. Güzel bir şey. Öte yandan elinize birayı sigarayı alıp naralar atarak dolaşma düşünceniz varsa ya da gecenin sonu öyle görünüyorsa, çıkarın o kartı. Kart takılıysa, siz bütün kampı temsil ediyorsunuz. Ona göre davranın.
  • Yurt personeli, belediye personeli, üniversite personeli gibi, etkinliğin 3rd Party Tool’ları ile hiçbir şekilde münakaşaya girmeyin. Misafiriz biz. Bizi görünce “Amaaan geldi yine linukçular” demesinler. Aksine, herkese organizasyondan bahsedin ve gelmelerini teşvik edin.
  • Organizasyondan gelecek yönlendirmeleri en ince ayrıntısına kadar takip edin.

Sonuç Nedir?

  • Kamp ücretsiz. Tabii yeme, içme, barınma, giyinme falan para. Ancak 4 yıllık üniversitede harcadığım paranın kat kat azını harcayıp, orada öğrendiğimden kat kat fazlasını öğrendim.
  • GNU/Linux Sistem Yönetimi 1. Düzey kursunu aldım. Sistem yöneticisi falan olmadım. Ancak içimden bu yazıyı yazıp insanları kampa davet etmek geldi. Kafa yapısı değişti. Fikirler edinildi. Çevre edinildi. Sistemi her zaman yönetiriz. Önemli olan başka şeyler var bence.
  • Tertemiz insanlarla tanıştım. Harika arkadaşlar edindim.
  • Arkadaşlarımı şimdiden özledim.

Bir de kampın ufak arkadaşı var. Akademik Bilişim. O da bu sene Karabük’te olacak. Akademik Bilişim 2018’e gelin. Ufak bir kamp tecrübesi yaşamış olursunuz.

[VİDEO] Nasıl Hacker Olunur? – Fatih Arslan

Öğrencilerimden sık sık duyduğum sorular var:

Hocam bize hackerlık anlatır mısınız?

Hocam siz hacker mısınız?

Hocam bir yerleri hacklemeyi gösterecek misiniz?

Hepsine cevabım “hayır” oluyor. Gözden kaçırdıkları noktaları da tekrar vurgulamak istiyorum:

  1. “Hackerlık”; birinin sizi karşısına alıp anlatacağı, sizi sıfırdan uzman yapacağı bir iş değildir. Çünkü hiçbir hacker “Ben tekim ve en iyiyim.” demez. Her zaman daha iyisinin (kendi veya bir başkası) olabileceğinin bilincindedir.
  2. Ben “hacker” değilim. Öğretmenim. Bunu en iyi öğrencilerim biliyordur diye düşünüyordum ama anlaşılan yanılmışım.
  3. Bir yeri “hacklemek”, gereken şartları sağlamadığımız takdirde bir “bilişim suçu” değil miydi?

Yakın zamanda Akademik Bilişim 2017 etkinliğinde tanıştığım sevgili Uğur Arslan’ın Twitter hesabında bir video bağlantısı gördüm. Doğukan Güven Nomak adlı kanalda paylaşılmış. Mutlaka göz atın.

Neyse. Videoda, şu an Digital Ocean firmasında çalışan Fatih Arslan ile keyifli bir konuşma yapılıyor. Fatih Arslan bize kendinden bahsediyor. Bilişim sektörüyle tanışma hikayesini anlatıyor. Çevresindeki insanların bu yolda onu nasıl yardımcı olduğunu, dolayısıyla açık kaynak ve özgür yazılımın ne denli önemli kavramlar olduğunu vurguluyor.

Konuşmalarında beni etkileyen bir başka konu oldu. Tutku. “Gençlerimiz çalışmıyor.” diyor Fatih Arslan (Evet baya bir kırptım sözlerini ama ben de – kendim de dâhil olmak üzere – çalışmadığımızı düşünüyorum). Başarıyı kovalamakla ilgili güzel bir başarı öyküsü anlatıyor bize.

İzlemenizi tavsiye ederim. Bir de yazıyı hazırlarken dikkatimi çekti. Twitter ve GitHub üzerinden “fatih” nickini almayı başarmış, “siz yokken biz vardık” dercesine. Saygı duydum 🙂

[VİDEO] Türk Hamamlarında Suyun Kaldırma Kuvveti Neden Yok?

Arşimet hamama gitti, suyun kaldırma kuvvetini buldu.

Newton’ın başına elma düştü, yer çekimini buldu.

Mesut Özil dünyaca ünlü bir futbolcudur.

Emin Çapa soruyor: Marifet hamamdaysa, neden bizler suyun kaldırma kuvvetini bulmadık? Marifet elmadaysa, elmalar yalnızca İngiltere’de mi yere düşüyor. Almanlar 1 milyon Türk arasından harika futbolcular çıkarıyorsa, bizler 75 milyon Türk arasından neden bunu başaramıyoruz? (Elbette başarıyoruz ama 75 kat daha iyi değiliz.)

Türkiye de okuduğunu anlayamayan kaç öğrencimiz var? Türkiye ne kadar teknoloji üretiyor? Dünya nelerle uğraşıyor? Hiç düşündünüz mü?

Sizi konuşmayla baş başa bırakayım.